SPORBİLİNCİ

FİZİKSEL AKTİVİTENİN TARİHİ

16 dak. okuma

Spor, Fiziksel Aktivite, Fitness ya da Beden Eğitimi. Veya her nasıl isimlendirmek isterseniz. Her bir kavramın kendine özel ayrımları olmasına karşın ben hepsinin ortak özelliği olan HAREKETİ referans alarak spor kavramı üzerinden açıklamalarda bulunacağım. Spor, esasında bir kültür gerektiren bir çalışmadır. Eğer bir kültür oluşturmak istiyor isek öncelikle bir beden kültürüne ihtiyamız vardır. Bu yüzden beden kültürü, kültürün temelini oluşturur diyoruz. Çünkü insan, önce bu dünyada hayata tutunmaya çalışır, hayatını sürdürür ve daha sonrasında kültürü oluşturur.

"BEDEN KÜLTÜRÜ, TÜM KÜLTÜRLERİN TEMELİNİ OLUŞTURUR!"

HOMO SAPİENS kitap ile ilgili görsel sonucu

Hayata tutunma çabası ; hareket (avlanma- avdan kaçma) ve beslenme (avlanma,toplayıcılık,ve tarım) gibi çalışmalar içerisinde olur ki hayatta kalmak adına harekete ihtiyaç duyulan çalışmalar , Milyonlarca yıl boyunca olduğu gibi özellikle Homo Sapiens'in yaşantısında sosyal bir yapı haline geldiği tarım devriminden sonra, yani yaklaşık 10 bin yıl öncesinde, tüm vaktini ve enerjisini gün doğumundan gün batımına kadar tohum ekerek, bitkileri sulayarak, kökleri topraktan sökerek, koyunlarını otlatarak, kuyulardan su taşıyarak, daha fazla enerji harcamaya başladı.

Daha geçmişten gelen bir özelliğimiz avlanmak, belki tarım devrimi sonrası kadar insanı yormadı ancak insanın milyonlarca yıl önce avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönemden bu yana insanın hayatta kalması her ne kadar tarım devrimindeki kadar iş bölümüne sahip olmasalar da birlikte hareket etseler dahi çoğu zaman kişinin bizzat kendisine bağlıydı. Daniel Lieberman ve ark. tarafından yaklaşık 2 milyon yıl öncesine dayanan Sebat Avlanması denilen bir yöntem ile insan, varoluşunun en güçlü silahı olan uzun mesafe koşu becerisi ile hayvanları alt etmeyi başarmış ve bunu kullanırken kendisini daha da çok geliştirmişti.

insan vücudunun öyküsü ile ilgili görsel sonucu

Sebat avlanması, insan koşusunun iki temel avantajından yararlanır;
Birincisi, insanlar uzun mesafeleri dört ayaklılardan daha hızlı koşar
İkincisi, insanlar koşarken terleyerek serinlerken (çünkü diğer memeliler gibi kürkümüz yok ve vücudumuzun her yerinde milyonlarca ter bezine sahibiz.) dör ayaklılar nefes alıp vererek serinler ki bunu dört nala koşarken yapamazlar! Bu yüzden sıcak altında uzun mesafe koşma konusunda beceriksizlerdir. Bu özelliğimiz sayesinde insanın en eski fiziksel aktivitesi (tabii günümüzdeki gibi keyfine bağlı olarak olmasa da ) koşmak diyebiliriz.

" İNSAN, DOĞADAKİ EN İYİ UZUN MESAFE KOŞUCUSUDUR!"

spor felsefesi ile ilgili görsel sonucu

Dolayısıyla insanın hayatta kalma çabasını içeren beden kültürü, zamanla diğer kültürlerin de oluşumuna temel atmıştır. Spor, bir beden kültürüdür. Ve tarihsel süreç boyunca ihtiyacımız olduğu gibi halen ihtiyacımız olan bir kültürdür. Bu kültür, bize iyi bir ruh hali kattığı gibi, hastalıklara karşı korunma ve yaşam kalitemizi de yükseltme olanağı sunar.

Spor, bir beden kültürü olduğu gibi bedene dair olan öğrenme, düşünme, analiz etme, eleştirme, sentezleme ve ayrıca insanın kendisini bilmesi, amaçlarını belirlemesi, doğruyu-yanlışı ayırt edebilmesi gibi konular da bir beden kültürüdür. O yüzden SporBilinci hem fiziksel hem de zihinsel kültürümüze dokunan bir kavramdır.

"SPOR HEM BEDEN HEM DE ZİHİN KÜLTÜRÜ SAĞLAR!"

spor yapan insan atilla erdemli ile ilgili görsel sonucu

İşte bu yüzden hareket, beden kültürümüzün bir parçasıdır ve varoluşumuzun temel dayanağıdır. Bu bakımdan hareket doğamızda olmazsa olmaz bir unsurdur. Hareket etmeyi istemesek dahi hareket ederiz, uykumuzda dahi hareketliyizdir. Dolayısıyla hareketsiz yaşamamız mümkün değildir. Buna karşın, hareketsiz yaşamamıza yol açan faktörlere karşı da ciddi bir bağımlılık içerisindeyiz.   Sonuç olarak; hareket kültürümüzü geliştirmek, beden kültürümüzü geliştirmede ilk basamağımız olmalıdır.

sümer ile ilgili görsel sonucu

Spor (ya da diğer ifadeyle fiziksel aktivite, fitness, beden eğitimi vb.) ‘un temeli Sümerlere, yani  MÖ.5000  yılarına kadar uzanır. Geçmiş zamanlarda da sporun (en azından hayatta kalmak için avlanmak ya da avdan kaçmanın) olduğunu düşünebiliriz belki. Ancak modern anlamda spor'un (yarış atları, ok ve yay, askeri gelişim, koşu gibi)  Sümerliler ile temel atıldığını görüyoruz.

" MODERN ANLAMDA SPOR, SÜMERLİLER İLE BAŞLAMIŞTIR!"

sumerian tablets sports ile ilgili görsel sonucu

MÖ 3000 yılının sonunda III.Ur Hanedanlığının kurucusu Ur-Nammunun oğlu Şulginin ne büyük bir koşucu olduğu tabletlerde kendi ağızından anlatılır. Tabletteki dizelerde Şulgi, Nippurdan, Ura yaklaşık 15 çift saatlik mesafeyi (yaklaşık 150 km), yalnızca bir çift saatte aldığını söylemektedir.

Tablette şöyle der:
“Adım uzak günlere erişsin, ağızdan düşmesin diye,
Ünüm ülkenin her yanına yayılsın diye,
Bütün ülkelerde övüleyim diye,
Ben, koşucu, gücümü topladım, yola koyuldum,
Nippurdan, Ura,
Yolu bir çift saatlik gibi aşmaya karar verdim,
Yorulmak bilmez bir aslan gibi şahlandım,”

Olimpiyatların ve spor salonlarının da temelini atan Yunanlılar , bilim ve felsefe de olduğu gibi beden eğitimi konusunda da  bizlere oldukça büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Antik Yunan dünyasında spor ( koşma, disk atma, güreş,atletizm, boks, cirit atma vb.)  genellikle yarışma amaçlı yapılırdı. Ancak bu yarışmalar, esasında sporun kendisi için yapılan bir şey olsa da ayrıca dini bir arkaplanı da vardı.  MÖ. 776 yılına dayanan Olimpiyat oyunlarında yarışan bir olimpiyat şampiyonu, başında kutsal zeytin ağacından taç ile kendi kent devletine geldiğinde, orda yarı tanrı gibi karşılanırdı.  

"OLİMPİYAT SPORUNUN TEMELİNİ ATAN YUNANLILAR, SPOR SALONLARININ DA TEMELİNİ ATMIŞTIR!"

KONFÜÇYÜS ile ilgili görsel sonucu

Yunan dünyasından uzaklaşıp dünyanın bir ötesi ucuna yani Çin’e gidecek olursak MÖ. 550’li yıllarda Konfüçyüs’e rastlarız. Çin dünyasında gelişen Kung-Fu,  Tai Chi, Chi Kung gibi dövüş sanatları, Çin’in geleneksel fiziksel egzersizi haline gelmeye başladı. Öyle ki bu egzersizler/dövüş sanatları ile insanların hayatlarını uzatacağına ve hatta ölümsüzlüğe ulaşabileceklerine inanıyorlardı. Çin’in daha güneyine indiğimizde Hindistan’a ulaşıyoruz ve Eski Hindistan dünyasında gelişen meditasyon ve yoga gibi ritüeller, bugün de halen geçerli olarak uygulanan çalışmalardır.

" UZAK DOĞU DÖVÜŞ SANATLARI, İNSANIN HAYATINI UZATACAĞINA VE HATTA ÖLÜMSÜZLÜĞE ULAŞABİLECEĞİNE İNANILARAK YAPILIRDI."

hipokrat ile ilgili görsel sonucu

Tıbbın babası kabul edilen Hipokrat dahi ( MÖ 460-377) ;
“Yalnızca yemek yemek insanı iyi tutmaz, ayrıca egzersiz de yapmalıdır.” Diyordu.

Kısacası; Hareketin aslında doğamızın bir parçası olduğu, ilkel yaşamda sadece hayatta kalmak adına avlanmak ve avdan kaçmak adına yaptığımız bir eylem olduğu, MÖ 5000’li yıllarda sümerler ile birlikte “spor” kavramının geliştiği, Eski Yunan’lıların olimpiyat oyunları ile parladığı ve diğer bir çok devlet ile geliştiği ve  sporun (ya da fiziksel aktivite, beden eğitimi, vb.) tüm dünyada farklı şekillerde uygulandığını (koşu, dövüş sanatları, yoga, güreş, atıcılık vb.) görmekteyiz.

homo sapiens kitap ile ilgili görsel sonucu

Fiziksel aktivite düzeyinin tarım devrimiyle birlikte zamanla artması, daha sonrasında "iş" ve "işci" kavramlarının ortaya çıkışı işe kişiye düşen iş yükünün bölünmesi, zamanla fiziksel hareketlilikte azalmaya doğru sürüklenmeye başladı. Özellike Sanayi devrimi ile fiziksel hareketsizliğe karşı darbeyi alması hareket ve sağlık arasındaki ilişkiyi daha sık ifade etmeyi gerektirmeye başladı. Sanayi Devrimi’nden önceki bin yıl boyunca insanlar pek çok enerji kaynağını kullanmayı keşfetmişlerdi. Demiri eritmek, evleri ısıtmak ve kek pişirmek için odun yakarlardı, gemileri hareket ettirmek için rüzgar gücünden, değirmenlerinde buğday öğütmek içinse nehirlerden faydalanırlardı.

"TARIM DEVRİMİ İLE BİRLİKTE İŞ VE İŞCİ KAVRAMININ ORTAYA ÇIKMASI, KİŞİYE DÜŞEN İŞ YÜKÜNÜ AZALTMAYA VE DAHA AZ HAREKET ETMEYE BAŞLAMASINA NEDEN OLDU!"

Tüm bu kaynaklar sınırlıydı ve beraberinde çeşitli sorunları getiriyordu. Ağaç her yerde bulunmuyor, rüzgar her ihtiyaç duyulduğunda esmiyordu, su gücü de suyun ancak yakınlarında yaşıyorsanız mevcuttu.Bunlardan daha önemli bir sorun, insanların bir enerji türünü diğerine nasıl çevireceklerini bilmemesiydi. Rüzgarın ve suyun gücüyle yelkenlileri hareket ettirip değirmen taşlarını döndürüyor, fakat su ısıtamıyor veya demir eritemiyorlardı. Aynı şekilde, odun yakarak elde ettikleri ısı enerjisiyle de değirmen taşlarını hareket ettiremiyorlardı. İnsanların bu enerji çevrimini yapabilecek tek bir makineleri vardı: BEDENLERİ.

stone age physical activity ile ilgili görsel sonucu

Metabolizmanın doğal işleyişinde, insanların ve diğer hayvanların vücutları gıda olarak bilinen organik yakıtları yakarak ortaya çıkan enerjiyi kas gücüne çevirir. Erkekler, kadınlar ve hayvanlar buğday ve et yiyerek, karbonhidratları ve yağları yakıp, bu enerjiyi çekçekleri hareket ettirmek veya saban sürmekte kullanabiliyorlardı.

tarım devrimi ile ilgili görsel sonucu

İnsan ve hayvan bedenleri enerji dönüşümü için elde bulunan yegane makineler oluğundan, kas gücü insan faaliyetlerinin neredeyse tamamı için kritik önemdeydi. İnsanların kas gücü evleri ve arabaları yaptı, öküzler tarlaları sürdü, atlar da eşyaları taşımaya yardımcı oldu. Oysa zamanla gelişen teknoloji, ile birlikte insan kas gücüne düşen ihtiyaç azaldı ve yerine teknolojik ekipmanlar gelmeye başladı. Düşünün ki yüzyıllar boyunca köle olarak yaşayan siyahiler (ve diğer köleler), bütün fiziksel yükleri üstleniyor, gemilerde kürek çekiyor, sırtlarında taşları taşıyor, kısacası tüm fiziksel işlerini onlar yapıyordu.

Oysa dikkatimizi çeken şey, her ne kadar aç bırakılsalar da sürekli yorulsalar da efendilerinden daha kasları ve atletik bir vücuda sahip olduklarını görüyorduk. Günümüzde de siyahilerin böyle atletik bir vücudun nereden geldiğine şaşmamalı..

Kısacası, zamanla gelişen hiyerarşi ile birlikte, efendi-köle ilişkisi, zenginlik-fakirlik durumu ve teknolojik gelişimler artık insanın giderek fiziksel olarak daha az aktif , zihinsel olarak daha hareketli olmasına neden oldu. Artık biz oturuyor, bizim geliştirdiğimiz teknolojiler, yönettiğimiz insanlar bizim işimizi yapıyordu. Günümüzde de ağır işlerde çalışan kişilerin, hafif işlerde çalışan kişilere kıyasla daha sağlıklı olduğunu görüyoruz.

"MASABAŞINDA ÇALIŞAN KİŞİLER, AĞIR İŞLERDE ÇALIŞAN KİŞİLERE KIYASLA DAHA SAĞLIKSIZ OLMAYA MEYİLLİDİR!"

dijital çağda insan kalmak ile ilgili görsel sonucu

Oysa ilginçtir. Beynin evrimsel gelişimine baktığımız zaman beyin yapısının aslında hareket ile birlikte geliştiğini görmekteyiz. Beyin ve sinir sistemi aslında yer değiştirebilen, yani hareket edebilen canlıların ortak bir özelliğidir. Bitkileri incelediğimizde onların “beyin” olarak adlandırabileceğimiz bir yapısı yoktur. Beynin gelişiminin ilk kıvılcımlarını gösterdiği planaria  adlı bir yassı kurt benzeri bir canlı, öne doğru hareketi ile birlikte önündekiler hakkında bilgi edinebilmek adına duyu ve bunları işlemeye yarayan ilkel beyin sistemini geliştirmişti.

PLANARİA ile ilgili görsel sonucu

Günümüzde ise basitçe açıkladığımız gibi hareket ile evrimleşen beyin yapısı, insanlarda maksimum işlev görmeye başlarken; varoluşunun sebebi olan hareketten feragat etmiş ve bunun sonucunda fiziksel hareketsizlik adı altında bir çok problem ile karşılaşmıştır. 

"BEYİN, HAREKET İÇİN VE HAREKET İLE BİRLİKTE EVRİMLEŞMİŞ BİR ORGANDIR!".


Örneğin
; 2018 yılında 2.293.860 kişi ile yapılan bir çalışmada ; Uzun süreli oturmanın dünya çapında en çok görülen 22 spesifik ölüm sebebinin 14’ü, ABD’de görülen ölüm nedenlerinin ilk 10 nedeninden 8’i ile bağlantılı olduğu bulunduğunu açıklayarak ne demek istediğimizi daha net ifade etmiş olmuşuzdur sanırım…

100 yıl öncesine kadar insanın üretimde harcadığı rol %90 oranındayken; günümüzde %1 oranındadır. Artık yaptığımız tüm işleri bilgisayardaki tek bir tuş ile makineler üzerinden halledebiliyoruz. Eskiden Bu durum insana daha az enerji harcama ve zaman kazanma konusunda avantajlar kazandırsa da; enerji günümüzde hareketsizlik, çağın en büyük hastalığı haline gelmiştir.

" İNSAN GÜCÜ, ARTIK YERİNİ MAKİNELERİN GÜCÜNE BIRAKMIŞTIR!"

Son 120 yıllık süreci değerlendirdiğimizde spor salonları ve fiziksel aktivite konusundaki düşünceler inanılmaz bir hal almaya başlamış ve dünyada geniş bir kitleye ulaşmış ve  spor ve sağlık klüpleri dünyanın en büyük pazarı haline gelmiştir. 

2019 istatistiklerine bakıldığında  dünya çapında 201 bin + fitness klubü ve buna bağlı olan 174 milyon + üyenin olduğunu görmekteyiz. Spor salonuna kayıtlı olmayan üyeleri de dahil ettiğimizde 200 milyon+ üzerinde bir kitle bugün spor yapmak ile uğraşıyor.

Her ne kadar spor sektörü ve spor salonları popüler hale gelmiş olsa da dünyanın büyük bir kısmı halen hareketsiz bir şekilde yaşamaya devam ediyor, hareketsizlik her ne kadar başlangıçta bir sorun değilmiş gibi görünse de bu durum kurbaya ve sıcak su hikayesi gibi insanı yavaş yavaş öldüren bir durumdur.

Dünya'nın en saygın sağlık kuruluşlarından olan The Lancet'in 2018 yılında değerlendirdiği bir çalışmada 2001-2016 yılları arasında 168 ülkeden yaklaşık 2 milyon kişinin fiziksel hareketlilik anketini değerlendirmesi sonucunda kitlenin %27'sinin fiziksel olarak hareketsiz olduğu görülmüştür. 2010 yılında ise bu oran %20'lerdeydi!

1950’li yıllar, bilimin de parlaması ile birlikte fiziksel aktivite’nin insan vücudundaki etkisi daha iyi anlaşılmaya ve sağlığımıza olan yararları belirginleşmeye başladı. 1960’lı yılların sonu, 1970’li yılların başlarında sağlık odaklı fitness programlarına olan rağbet artmaya başladı. Herkes artık fitness yapmanın sağlığı için faydalı olduğunu düşünüyordu. Peki hangi tür fitness çalışmaları ? işte kafaları kurcalayan soru bu olmuştu. İnsanlar spor yapmak istiyor ancak hangi sporu yapması gerektiği konusunda emin değillerdi.

Bu sorunlara karşı ilk adımı 1975 yılında Amerikan Kalp Derneği (AHA) attı ve daha sonrasında Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM) destek sağlayarak ilk fiziksel aktivite rehberlerini sundular. Ancak bu önerilerin de bazı problemleri vardı. Bu öneriler daha çok “atletik performans” üzerine önerilerdi. Öyle ki verilen öneriler, maksimum oksijen alımının %60-90’ı aralığında çalışılmasını, ve çoğu zaman da dayanıklılık üzerine önerilerdi. 1990’lı yıllara gelindiğinde popülasyonun bu önerilere ayak uyduramadığı anlaşıldı ve daha orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite önerileri sunulmaya başladı.

1995 yılında ise ACSM ile birlikte ABD, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) yeni bir öneri ile her yetişkinin hergün en az 30 dakika orta şiddette veya daha yüksek bir yoğunluk ile çalışması gerektiğini tavsiye etmeye başladı. Peki bu tempoyu herkes sürdürebilecek miydi? Farklı popülasyondaki kişiler (yaşlılar,yetişkinler,gençler vb.) ortak fikre uymayabilirdi.

ACSM ve AHA, 2007 yılına geldiğimizde popülasyonlara yönelik sorunlara el atmış ve şu şekilde bir tavsiye sunmuştu;

Yetişkinler (18-65 yaş)

  • Haftada 5 gün  ≥ 30 dakika orta yoğunlukta
  • Ya da haftada ≥ 3 gün / 20 dakika yüksek yoğunlukta
  • Ya da haftada 2 gün hem yüksek hem orta yoğunlukta çalışmalı

2008 Yılında güncellendiğinde ise  ; “ Haftada minimum 500-1000 MET aralığında çalışmanın yetişkinlerde sağlıklı bir yaşam için ideal” olduğunu belirtmişlerdir. Böylece

  • Yetişkinler;
    haftada 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite ya da 75 dakikalık yüksek şiddette aerobik fiziksel aktivite ya da her ikisinin kombinasyonu
  • + haftada 2 veya daha fazla kuvvet antrenmanı yapmalıdır.

ACSM, 2018 yılında son fiziksel aktivite rehberinde ise;

Yetişkinler;

  • Haftada 150 dakika ila 5 saat arası orta şiddette fiziksel aktivite yapmalı.
  • Ya da haftada 75 dakika ila 150 dakika arası yüksek şiddette fiziksel aktivite yapmalı (HIIT gibi)
  • Haftada en az 2 kez kuvvet antrenmanı yapmalı. Şeklinde öneride bulunmuştur.

SONUÇ OLARAK : Milyonlarca yıl boyunca avlanmak ya da avdan kaçmak adına hareket halinde olan insan, tarım devrimi ile birlikte iş kavramının gelişmesi, fiziksel işlerin artmasına, daha sonrasında ise yönetici-çalışan sınıflarının gelişimi ile birlikte iş bölümünün artması yönetici kitlenin daha az ve çalışan kitlenin daha fazla hareket etmesini sağlamıştır. Sanayi devrimi sonrasında insana düşen fiziksel güç ihtiyacı azalmış ve yerini makinelere bırakmıştır. böylece çalışan sınıftaki kişiler de daha az hareket etmeye başlarken yönetici kitle işini artık tamamen zihinsel becerileri ile sağlamaya başlamıştır. Gelişen teknoloji ile birlikte insan artık oturduğu yerden hemen hemen her işini halledebilir hale gelmiştir. Ağır ve hafif işlerde çalışan kişileri kıyasladığımızda ağır işlerde çalışan kişilerin daha sağlıklı olduğunu görmekteyiz ancak bu fiziksel iş gücü de zamanla kendisini Yapay Zekaya bırakarak azalmaya devam edecektir. Bu durumda eski zamanlarda tamamen hayatta kalma ihtiyacından dolayı hareket eden insan, günümüzde de hayatta kalmak için hareket etmek zorundadır. Ancak bu sefer avdan kaçmak için değil, hareketsizlikten kaçmak için! Bu bakımdan fiziksel hareketsizliğin arttığı bir çağda sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için kişilere en az ACSM 2018 fiziksel aktivite rehberi önerilerini uygulamasını öneriyoruz. Sağlıcakla kalın.

HERKESE BİLİNÇLİ SPORLAR!

İLGİLİ BAZI KAYNAKLAR:

http://bizdosyalar.nevsehir.edu.tr/1c9ac6bb06ee54bd82398875bddbb250/tarih-ders-sunum.pdf

https://www.statista.com/topics/1141/health-and-fitness-clubs/

https://health.gov/paguidelines/2008/committee/meetings/200706/historical.aspx

https://health.gov/paguidelines/second-edition/meetings/1/History-of-Physical-Activity-Recommendations-and-Guidelines-for-Americans.pdf

https://health.gov/paguidelines/second-edition/pdf/Physical_Activity_Guidelines_2nd_edition.pdf

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Copyright © 2019 | SporBilinci | Tüm Hakları Saklıdır. | SporBilinci@hotmail.com